muayen aralıklarla aklıma takılan tıynetsiz sorulardan belki en popüleri. başka türlü bir hayat mümkün müydü? tuttuğum yol, yol muydu? sevgi neydi? babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi? yüz kişiye sorduk, beş popüler cevap aldık. tablomuza bakıyoruz.
en son altı ay önce sormuştum bu soruyu kendime. sonunda 'başka türlü bir hayat' yaşamaya karar verip hayatımı belli ölçüde değiştirme fırsatım olmuştu. ikinci üniversiteme başlamıştım, travmatik bir ilişki yaşadığım sevgilimden henüz ayrılmıştım, etrafımı saran insanlardan hoşnut değildim, gidişattan rahatsızdım kısacası. ayrıldığım sevgilime geri dönmemeliydim, yeni okuluma alışmaya çalışmalıydım, arkadaş çevremi değiştirmeliydim, kendime daha uzun vadeli ve sağlıklı hedefler belirlemeliydim. canımın acısını -bir şekilde- dindirmeliydim. insanlarla özel şeyler paylaşmamaya çalışmalı, içime kapanmalıydım. hayatımda yeni biri olmamalıydı. vs vs.
şimdi arkama bakınca bu hedeflerin çoğunu gerçekleştirdiğimi hissediyorum. içime kapandım, okula alıştım, hayatımda yeni biri yok, eski sevgilime dönmedim, arkadaş çevremi değiştirdim, ileriye dönük hedeflerim var... fakat günlerdir zihnimde gene aynı soru yankılanmaya başladı: "başka türlü bir hayat mümkün mü?"
tahta bavuluyla haydarpaşa garı merdivenlerinin tepesinden istanbul'a bakan köylü misali gözleri kısıp, aynı düşünceli çehreye bürünerek "buradan çıkınca nereye gitsek?" diye düşünüyorum. aklım acıyor bir nebze, başım ağrıyor. ne yapmalı?
mp3 player aldım. bir yerden başlamak lazımdı. tahta bavuluma yerleştirdim. istanbul kazan... istanbul'dan sıkıldım. belki de tası tarağı toplayıp haydarpaşa garı kapısından ters istikamete, kalkan trenlere doğru "seğirtmenin" vakti geldi. nereye gideyim?
acziyetim sinirimi bozuyor. evden dışarı çıkmak dahi istemiyorum. aklım acıyor, düşüncem bulanıyor, başım ağrıyor.
bazı meseleler söz konusu olduğunda hala yerimde sayıyorum.
20 Nisan 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder